
MADO Sahipleri Depremde Kusursuz Mu? Şok Rapor!
Kahramanmaraş depremlerinde 35 kişinin hayatını kaybetmesiyle suçlanan MADO'nun sahipleri Mehmet Sait Kanbur ve Atilla Kanbur hakkında flaş bir gelişme yaşandı. Daha önce iki ayrı bilirkişi raporunda asli kusurlu bulunan sanıklar, üçüncü bilirkişi raporuyla kusursuz bulundu. Bu kararla birlikte şüphelilerin adli kontrolleri de kaldırıldı.
Bilirkişi Raporları Arasında Çelişki
Olayın geçmişine baktığımızda, Kahramanmaraş'ta meydana gelen yıkıcı depremlerin ardından MADO'nun sahipleri, binaların yapımındaki kusurlar nedeniyle suçlanmıştı. İlk iki bilirkişi raporu, Mehmet Sait Kanbur ve Atilla Kanbur'u asli kusurlu bulmuştu. Ancak, itirazlar üzerine talep edilen üçüncü bilirkişi raporu, önceki raporlarla çelişerek sanıkların kusursuz olduğuna hükmetti. Bu durum, kamuoyunda büyük bir şaşkınlık ve tartışma yarattı.
Bu süreçte Mehmet Sait Kanbur'un, 2024 yılında deprem konutları teslim töreninin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı havalimanından uğurlarken görüntülenmesi de dikkat çekmişti. Bu görüntülerin, yargı sürecini etkileyip etkilemediği ise merak konusu oldu.
Deprem ve Hukuki Süreçler
Türkiye, deprem kuşağında yer alan bir ülke olarak, bu tür felaketlerde yaşanan can kayıpları ve hukuki süreçler büyük önem taşıyor. Deprem sonrası yapılan incelemelerde, binaların yapımındaki hatalar, kullanılan malzemelerin kalitesi ve zemin etüdü gibi faktörler, sorumlulukların belirlenmesinde kritik rol oynuyor. Bu nedenle, bilirkişi raporları ve mahkeme kararları, kamuoyunun vicdanını rahatlatacak şekilde adil ve şeffaf bir şekilde yürütülmeli.
Deprem, sadece fiziksel yıkıma neden olmakla kalmıyor, aynı zamanda toplumsal travmalara ve adalete olan güvenin sarsılmasına da yol açabiliyor. Bu nedenle, depremde yaşanan kayıpların ardından yürütülen hukuki süreçlerin titizlikle takip edilmesi ve sorumluların adalet önüne çıkarılması, toplumun huzuru ve güveni için hayati önem taşıyor.
Sonuç
MADO sahipleri hakkındaki bu son karar, deprem davalarında bilirkişi raporlarının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Farklı raporlar arasındaki çelişkiler, yargı sürecinin karmaşıklığını ve delillerin değerlendirilmesindeki zorlukları ortaya koyuyor. Bu tür davaların, adil ve şeffaf bir şekilde sonuçlanması, toplumun adalete olan inancını güçlendirecek ve benzer olayların yaşanmaması için caydırıcı bir etki yaratacaktır. Unutulmamalıdır ki, depremde hayatını kaybedenlerin yakınları ve tüm toplum, adaletin tecelli etmesini beklemektedir.